Mersin Sondakika

A . DEF’İ


Bu makale 2021-09-13 20:36:07 eklenmiş
AV. HALİL AHMET BAKIRCI
?=NewsCategoryWrite($Author_Data->name) ?>

 

Def’i, hak sahibine, bu hakkını kullanmak suretiyle, bir başkası tarafından ileri sürülen bir hakkı, belirli oranda etkisiz kılma, sonuçlarını tamamen veya kısmen sınırlama, engelleme veya ortadan kaldırma imkanı veren bir haktır. Def’i hakkı, doktrinde düzenleme haklarından kabul edilmekte ve “karşı hak” olarak adlandırılmaktadır. Karşı haklar doktrinde, hak sahibine, bir başkası tarafından ileri sürülen bir hakkı, belirli oranda etkisiz kılma veya sonuçlarını tamamen ortadan kaldırma imkanı veren haklar şeklinde tanımlanmaktadır.

Def’ilerin ortak özellikleri; alacak hakkı ve talep yetkisiyle bağlantılı olma, hak olma, sınırlı sayıda olmama, zamanaşımı ve maddî hukuka ilişkin bir savunma vasıtası olma şeklinde sıralanabilir. Borç ilişkilerinde def’iler kendi içerisinde, etkilerinin süresine, doğurdukları sonuçların kapsamına ve hukukî temelinin olup olmamasına göre türlere ayrılır. Bu türler içerisinde def’iler açısından yapılan en kapsamlı ve temel ayrım, def’ilerin kullanılmasıyla ortaya çıkan etkinin süresi dikkate alınarak yapılmış olanıdır. Bu çerçevede borç ilişkilerinde var olan def’iler sürekli def’iler ve geçici def’iler olarak ikiye ayrılır.

Sürekli def’ilere, zamanaşımı def’i, haksız fiil def’i, sebepsiz zenginleşme def’i, ayıplı ifa def’i; Geçici def’ilere ise ödemezlik def’i veya ifa güçsüzlüğü halinde ödemezlik def’i, hapis hakkına ilişkin def’i veya alıkoyma hakkına ilişkin def’i, kefilin sahip olduğu def’iler ve pactum de non petendo def’i örnek verilebilir. Def’i hakkının yargılama dışında açıkça ileri sürülmesi gerekmez. Bununla birlikte, def’i hakkı yargılamada açıkça ileri sürülmedikçe hâkim tarafından re’sen dikkate alınamaz.

T.C YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2008/37378 Karar No. 2009/12271 Tarihi: 30.04.2009

“...Davalının, dava dayanağı olayı ve borcun varlığını inkar etmeden, borçlu bulunduğu edimi, özel bir sebebe dayanarak yerine getirmekten kaçınmasına imkan veren hakka defi denir. En tipik örneği, "zamanaşımı defidir. Defiler, dava dilekçesine cevap verilirken ileri sürülmelidir. Aksi halde, davalı "savunmanın genişletilmesi yasağı" ile karşılaşabilir. Defiler, davada ileri sürülmedikçe hakim tarafından kendiliğinden dikkate alınmazlar...”.

Defi hakkı, borçlunun, borçlanmış olduğu bir edimi, bir karşı hak ileri sürerek yerine getirmekten kaçınma hakkıdır. Bu hak, sahibi tarafından mahkeme dışındaki taleplerde, edimi yerine getirmemekle, aleyhine dava açılması halinde ise bunu mahkemede savunma olarak ileri sürerek kullanılır. Medenî Usul Hukuku yönünden defi hakkının, cevap dilekçesinde; daha açık bir deyişle cevap süresi içinde bildirilmesi, ileri sürülmesi gerekir (HMK. md. 119). HMK. md. 141’e göre bunların daha sonra ileri sürülmesi, ancak davacının onayına bağlıdır. Aksi halde savunmayı genişletme yasağı ile karşılaşır, sonuç doğurmaz; yargıç, bunları işleme koymaz.

I . ZAMANAŞIMI DEF’İ

Borcu sona erdiren hallerden olan Zamanaşımı Def’i Türk Borçlar Kanunu’nun 146 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Zamanaşımı: bir hakkın hukuk düzenince belirlenen sürede, hak sahibince ileri sürülmemesi veya kullanılmaması halinde kişinin hukuki himayeden yoksun bırakılması anlamına gelmektedir. Ayrıca zamanaşımı, bir hakkı sona erdirmeyecek olup hakkın ileri sürüldüğü kişiye yalnızca bir def’i hakkı vermektedir.

İcra aşamasında zamanaşımı savunması (def’i) iki biçimde öne sürülebilir: Birincisi takibin kesinleşmesinden önceki evrede gerçekleşen zamanaşımı savunması; öbürü ise takibin kesinleşmesinden sonraki evrede gerçekleşen zamanaşımı savunmasıdır. Kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takipte takibin kesinleşmesinden önceki evrede zamanaşımı savunması İİK. md. 168/5 uyarınca yasal beş günlük “şikâyet süresi” içinde ileri sürülmesi gerekir. Takipten sonraki evrede ise İİK. md. 170/b yollamasıyla aynı yasanın 71 ve 33/a maddesi uyarınca süre sınırlaması olmaksızın ileri sürülebilecektir.

T.C YARGITAY 9. Hukuk Dairesi Esas: 2014 / 21101 Karar: 2014 / 27015 Karar Tarihi: 17.09.2014

“...Zamanaşımı, bir maddi hukuk kurumu değildir. Diğer bir anlatımla zamanaşımı, bir borcu doğuran, değiştiren ortadan kaldıran bir olgu olmayıp, salt doğmuş ve var olan bir hakkın istenmesini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır. Bu bakımdan zamanaşımı alacağın varlığını değil, istenebilirliğini ortadan kaldırır...”

II. ISLAH İLE ZAMANAŞIMI DEF’İ

Davalı tarafça süresinde cevap dilekçesi verilmiş ise ancak bu dilekçede zamanaşımı def’i ileri sürülmemiş ise cevap dilekçesini ıslah ederek zamanaşımı def’inde bulunup bulunamayacağı konusunda doktrin ve yargıda görüş birliğine varılamamıştır. HMK’nın iddia ve savunmanın genişletilmesini düzenleyen 141. Maddesinde ıslah ve karşı tarafın açık muvafakatı hususları saklı tutumuş olup ıslah ile zamanaşımı def’inde bulunabileceği sonucuna varabiliriz.

T.C YARGITAY . Hukuk Genel Kurulu Esas: 2010 / 9-629 Karar: 2011 / 70 Karar Tarihi: 06.04.2011

“...Zamanaşımı def’inin, yukarıda belirtilen aşama geçildikten sonra ileri sürülmesi, savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi anlamına gelir. Bu durum ise, karşı tarafın izni(açık veya zımni) olmaksızın ya da ıslah yoluna gidilmezse geçerli değildir. Zamanaşımı def’i, unutma veya benzeri nedenlerle, davanın başında ileri sürülmemiş olabilir. Daha sonra bu durumun farkına varılırsa, ıslah yoluyla ileri sürülebilmesi gerekir...”

B. İTİRAZ

İtiraz, hakkın doğumuna engel olan veya hakkı ortadan kaldıran olayların ileri sürülmesidir. İtirazın başlıca özelliği; olay niteliği taşıma ve alacak ile talebi ortadan kaldırma olarak özetlenebilir. İtirazlar kendi içerisinde hakkın doğumuna engel olan, hakkı ortadan kaldıran, hakkı geciktirici veya engelleyici etkisi olan itirazlar şeklinde ayrıma tâbi tutulur. Hakkın doğumuna engel olan itirazlara, kesin hükümsüzlük (butlan) ve eksiklik (noksanlık) halleri; hakkı ortadan kaldıran itirazlara ise borcu sona erdiren haller, hak düşürücü sürenin gerçekleşmesi, kullanılmış bozucu yenilik doğuran hakların ileri sürülmesi, bozucu koşulun gerçekleşmesi örnek olarak verilebilir. İfa zamanını uzatma sözleşmesi hakkı geciktirici itiraz olarak nitelendirilirken; hakkı engelleyici itirazlar kapsamında kumar ve bahis ve etkisizleşme itirazı sayılabilir. İtirazın varlığının etkisi kendiliğinden ortaya çıkar. Bu sebeple itiraz, menfaati olan herkes tarafından ileri sürülebileceği gibi, hâkim tarafından da re’sen dikkate alınır.

İtiraz, bir olay (vakıa) olduğu için, borçlu bundan vazgeçemez. Örneğin borcun, borçlu tarafından ifası, bir olay olup, itiraz oluşturur. Olayların, tek taraflı bir vazgeçme iradesiyle ortadan kalkması mümkün değildir. Bu nedenle örneğin borçlu, borcunu ifa ettiğini söyleyip ancak bunu, bir ifa olarak görmediğini bildirirse borç gene de ortadan kalkmış olur. Yalnız, alacaklı da borçlunun bu beyanını kabul ederse, bundan (bu beyanlardan) yeni bir borcun, örneğin bir bağışlama sözünün doğup doğmayacağı tartışılabilir. Ancak bağışlama sözünün yazılı şekil koşuluna bağlı olduğu unutulmamalıdır.

YARGITAY 10. CEZA DAİRESİ - Karar:2021/5358

“...Dairemizin, itiraza konu olan sanıklar … ve …. hakkındaki kararlarının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 12/08/2015 tarihinde teslim alındığı, itirazın kapsamına bakıldığında sanıklar hakkında tek eylem nedeniyle verilen mahkûmiyet hükümlerinin onandığı ve sanıklar hakkında TCK’nın 43. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğine dair yapılan itirazın sanıklar aleyhine sonuç doğuracak nitelikte olduğu ve 02/11/2020 tarihli itirazın CMK’nın 308. maddesinde öngörülen 30 günlük süreden sonra yapıldığı anlaşıldığından reddine ve itirazın incelenmesi için dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar vermek gerekmektedir...”

DEF’İ – İTİRAZ ARASINDAKİ FARKLAR

1-) Defi,borcu ödememeye ilişkin bir haktır, İtiraz ise bir olaya ilişkindir.

2-) Defi bir hak olduğu için sadece hak sahibi tarafından ileri sürülebilirken, İtiraz ise bir olaya ilişkin olduğu için menfaati ihlal edilen herkes tarafından ileri sürülebilir.

3-) Defi de borçlu borcu kabul eder ancak,ifadan kaçınmak için bir takım nedenler ileri sürmekle borcu kabul etmemektedir.

4-) Defi ileri sürülmediği sürece hakim kendliğinden dikkate almaz, taraflardan birinin ileri sürmesi gerekir, İtirazda hakim kendiliğinden dikkate alır ve ilgili herkes tarafından ileri sürülebilir.

5-) Defi yolunda haklardan vazgeçmek mümkünken, İtirazda lehe olan bir olayın kaldırılmasını talep mümkün değildir.

6-) Defi beyanı hakkı sona erdirmez,sadece onun ifasını engeller, İtiraz ise hakkın doğmadığını ve sona erdiğini ifade eder,yani hakkı ortadan kaldırır.

Mersin Avukat olarak Mersin Boşanma Avukatı, Mersin İcra Avukatı, Mersin Ceza Avukatı ve Mersin İş Avukatı hizmeti vermekteyiz.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...

Yazarlar

Magazin

<
Copyright © 2021 Mersin ilk haber Gazetesi Tum haklari saklidir.
Gazetemiz MEİGDER Üyesidir
Meigder
pendik evden eve nakliyatkartal evden eve nakliyattuzla evden eve nakliyatevden eve nakliyat